Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 3 Kasım Salı günü ara seçimler yapıldı.
Demokratlar “eşekler” ile Cumhuriyetçiler “filler” ara seçimlerde yarıştılar.
Cumhuriyetçilerin fil, Demokratların eşek simgesini kullanmasının öyküsü şöyle:
Thomas Nast isimli bir karikatürist, 1874’te bir karikatür çizer. OHarper’s Weekly gazetesinde yayınlanan karikatürde üzerinde “Cumhuriyetçi Oy” yazan bir fil, aslan derisi giyen ve ormandaki diğer tüm hayvanları korkutan bir eşek ve korkup kaçan diğer hayvanlar vardır. Cumhuriyetçiler fil figürünü benimserler. 1828 seçimlerine gelindiğinde Demokratların başkan adayı olan Demokrat Andrew Jackson’a siyasi rakipleri kendisine hakaret edip “jackass” (“Eşek Herif”, “ahmak”) yakıştırması yapınca, O da kampanyasında –yine aynı karikatürden yola çıkarak– “akıllı eşek“ imajını kullanmaya başladı. O gün bugündür Cumhuriyetçileri fil, Demokratları eşek simgeliyor.
ABD’de eşek ile fil tepişmesinde kazanan eşek oldu.
Ara seçimlerde Demokratlar hem Senato’yu, hem de Temsilciler Meclisi’ni kazanarak Kongre’de çoğunluğu elde etti.
Demokrat adaylar Cumhuriyetçilerin kaleleri olarak görülen Teksas, Kansas ve Güney Karolina gibi birçok bölgeyi kazandı.
Yedi eyalet Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçti.
Son verilere göre Demokratlar 100 üyeli Senato’da 54 sandalyeye ulaşarak çoğunluğu sağladı.
Temsilciler Meclisi’nde de 237 sandalyeyi garantileyerek (435 koltuktan 384’ü sayıldı) 218 barajını aştı.
Ara seçimlerde ABD tarihi açısından ilkler de yaşandı.
Abdul El-Sayed, Michigan’da Senato’ya seçilen ilk Müslüman senatör oldu.
Kiesha Lance Bottoms, Georgia’da vali seçilen ilk siyah kadın oldu.
Chris Pappas, New Hampshire’dan seçilerek Senato’ya giren ilk açık eşcinsel senatör olacak.
Deb Haaland New Mexico’da seçimi kazanarak vali seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın oldu.
Peggy Flanagan Minnesota’daki seçim yarışını kazanarak ABD Senatosu’na seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın oldu.
Demokratların seçimi kazanması beklenen bir şeydi. Bütün kamuoyu yoklamalarında mavi dalganın geleceği “müjdeleniyor”, hem Senato’da, hem de Temsilciler Meclisi’nde Demokratların çoğunluğu sağlayacağı öngörülüyordu.
Eşeğin fili tepmesi bekleniyordu. Fakat tepmenin bu kadar şiddetli olacağı beklenmiyordu.
Cumhuriyetçi kaleler düştü. Bu Cumhuriyetçilerin bir bölümünün de -ortada olanlar, duruma göre tavır takınanlar dışında- oy vermediği ya da Demokrat adaylara oy verdiği anlamına geliyor.
Demokratların seçimi kazanmasının nedeni olarak bir sürü etken sayılıyor.
İran savaşı, ICE, (ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Polisi) faşizme karşı tepki, demokrasinin kısıtlanması, İsrail’e verilen destek vs. Seçmen tercihinde bunların etkisi mutlaka olmuştur. Ancak sonuçta seçmenin tercihini belirleyen esas olarak ekonomidir.
Enflasyon, hayat pahalılığı, benzin fiyatlarının yükselmesi, halkın yaşamının kötüleşmesi seçmen tercihinde belirleyici rol oynamıştır.
Diğer yandan ABD’de süper bir zenginliğin olması, açık rüşvet, yiyicilik, nepotizm vs. Cumhuriyetçilerin tabanında hoşnutsuzluğa neden olmuştur.
Kazanan faşizme karşı demokrasi değil, kazanan ABD emperyalizminin Demokratlar tarafından temsil edilen kesimidir.
Siyasette ne değişir?
Fazla bir şey değişeceği söylenemez.
Sadece kitlelerde seçimler yoluyla değiştirme ihtimali olduğu umudu gelişir.
Trump 2 yıl daha başkan. Yitirdiği neredeyse “mutlak” iktidardır. Kaybettiği yasa yapma imkânıdır. Onun dışında yine yürütme Trump’ın elindedir. Şimdiye kadar olduğundan daha çok kararnamelerle yönetme imkânına sahiptir. Yani dile getirildiği gibi “topal ördek” değildir.
Kuskusuz ilk kez bir siyah kadın vali, ilk kez bir siyah Temsilciler Meclisi sözcüsü, ilk kez açıkça eşcinselliğine sahip çıkan bir senatör, ilk kez bir Müslüman senatör olması vs. olumlu bir gelişmedir.
Bu ilkler sonuçta demokrasinin kazandığı anlamına gelmiyor. Kimlikler değil sınıfsal tavır önemlidir.
Seçilenlerin hepsi sonuçta ABD emperyalist sisteminin insanlarıdır.
Ara secimler Trump’a ve Trumpizme ağır darbe vurdu. Fakat Trump iktidarı yıkılmadı. Tump iki yıl daha başkan ve benden sonrası tufan siyaseti izleyecek.
ABD’de faşizmin yeni adı olan Trumpizm ise daha uzun ömürlüdür. Faşizmi seçim değil ancak devrim gömer tarihe!
Sonuç olarak; burjuva demokrasisinin egemen olduğu tüm ülkelerde parlamentolar ve onun için yapılan seçimler, burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçileri sömürmesi ve baskı altında tutmasını gizlemenin, onlara sistemde “söz sahibi” oldukları yanılgısını kabul ettirerek kendi iktidarlarını kitleler nezdinde onaylatmanın/meşrulaştırmanın araçlarıdır.
ABD’de ara seçimler bağlamında olan budur.
Seçimlerde hangi aday, hangi parti kazanırsa kazansın, kaybeden Amerikan işçileri ve emekçileri, Amerikan halkları ve emperyalist sömürü altında inim inim inleyen dünya halkları; esas kazanan ise emperyalist ABD devleti ve emperyalist tekellerdir.
Bugün ABD’de, yarın bir başka ülkede… genelde emperyalist/kapitalist sistem varlığını sürdürdüğü sürece seçimlerin esasta kazananları ile kaybedenleri değişmeyecektir.
5 Kasım 2026


























































