5 Temmuz Pazar günü saat 18.00’de, Hamburg Hauptbahnhof‘ta, emperyalist savaş örgütü NATO’yu protesto etmek amacıyla düzenlenen yürüyüşe katıldık. Yürüyüşe yaklaşık 100 kişi katıldı.
Biz de Yeni Dünya İçin Çağrı flamamızla yürüyüşte yerimizi aldık. Yaklaşık 1,5 kilometre süren yürüyüşe Roter Bund (Kızıl Birlik), Young Struggle (Genç Mücadele) ve çeşitli devrimci-demokrat örgütler katıldı.
Yürüyüş boyunca farklı uluslardan temsilciler söz aldı. Filistinli ve Kürdistanlı konuşmacılar da emperyalizme, savaşa ve NATO’ya karşı konuşmalar yaptılar. Yürüyüş, Lohmühlenpark‘ta sona erdi.
Etkinlikte Herşeye Rağmen adına yaptığımız konuşma katılımcıların ilgisini çekti. Konuşmanın ardından birçok kişi yanımıza gelerek çalışmalarımız hakkında bilgi aldı ve yayınlarımızı talep etti.
Etkinlikte şu konuşmayı yaptık:
“NATO ZİRVESİ İÇİN ANKARA ABLUKA ALTINDA
SAVAŞ ÖRGÜTÜ NATO İÇİN ADI KONULMAYAN OLAĞANÜSTÜ HÂL
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi öncesinde başkent âdeta olağanüstü hâl rejimiyle yönetilmeye başlandı. Ankara Valiliği, 28 Haziran ile 10 Temmuz tarihleri arasında kent genelinde 13 gün süreyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini, basın açıklamalarını, mitingleri, protestoları, oturma eylemlerini ve benzeri bütün demokratik hak kullanımını yasakladı. Bildiri dağıtmak, stant açmak, afiş ve pankart asmak dahi yasak kapsamına alındı. Drone uçuşları durduruldu; çok sayıda yol trafiğe kapatıldı; binlerce polis ve jandarma Ankara’ya sevk edildi.
Bu tablo, NATO’nun kendisini “demokrasi ve özgürlük ittifakı” olarak tanıtmasının gerçekte ne kadar büyük bir ikiyüzlülük olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
NATO, dünyanın dört bir yanında savaşlar örgütleyen, halkların bağımsızlığını hedef alan kapitalist/emperyalist devletlerin askerî ittifakıdır. Böyle bir ittifakın zirvesi yapılırken ilk hedefin halkın temel demokratik hakları olması tesadüf değildir. Çünkü kapitalist/emperyalist burjuvazi, yalnızca dışarıda işgal ve savaşlarla değil, içeride de baskı, yasak ve polis zoruyla ayakta durur.
Ankara’da uygulanan yasaklar, herhangi bir güvenlik önleminin çok ötesine geçmektedir. Kent âdeta uluslararası tekellerin ve kapitalist/emperyalist devlet başkanlarının güvenliği için yeniden düzenlenmiştir. Protokol güzergâhları yenilenmiş, yollar kapatılmış, kamu kurumlarında idarî izinler verilmiş, etkinlikler iptal edilmiş, öğrencilerin kaldığı yurtlar boşaltılmış ve günlük yaşam ciddi biçimde kısıtlanmıştır. Bütün bunların bedelini ise işçiler-emekçiler, öğrenciler, küçük esnaf ve Ankara halkı ödemektedir.
Daha da dikkat çekici olan, yasakların yalnızca kitlesel gösterileri değil, en temel ifade ve düşünce özgürlüğünü de hedef almasıdır. Bir bildirinin dağıtılması, bir pankartın asılması ya da bir basın açıklamasının yapılması bile yasaklanmaktadır. Faşist Türk devleti, NATO politikalarına yönelik en küçük muhalefetin dahi görünür olmasını istememektedir.
Bu nedenle Ankara’da yaşananlar yalnızca bir “güvenlik operasyonu” değildir; NATO savaş örgütünün çıkarlarını korumak için faşist devlet bütün baskı araçlarını harekete geçirmiştir. Faşist Türk devleti, NATO zirvesinin “sorunsuz” geçmesini isterken, işçilerin-emekçilerin, gençlerin ve demokratik kitle örgütlerinin sesini kısmayı amaçlamaktadır.
Oysa tarih göstermiştir ki, emperyalist savaş politikaları yasaklarla meşrulaştırılamaz. Polis barikatları, gözaltılar ve toplantı yasakları halkların barış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini durduramaz.
Bugün Ankara’da yaşanan abluka, NATO’nun halklardan ne kadar korktuğunu göstermektedir. Çünkü kapitalist/emperyalist sistem, gerçek gücünü halklardan değil; baskıdan, militarizmden ve sermaye düzeninin zor aygıtlarından almaktadır.
NATO, emperyalizmin dünya halklarına karşı kurulmuş askerî saldırı örgütüdür.
Halkların güvenliği NATO’da değil; emperyalizme, savaşa ve sömürüye karşı ortak mücadelededir.
NATO’ya hayır!
Emperyalist savaşlara hayır!
Yaşasın halkların kardeşliği ve mücadelesi!”
Herşeye Rağmen/YDİ Çağrı Okurları
5 Temmuz 2026



































































