T.C. tarafından “Gezegen İçin Tarihi Bir Dönüm Noktası” olarak adlandırılan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da yapılacak.
COP30’da iki ülke tarafından yapılacağı karar altına alındı. Avustralya’da ön görüşmeler devam ederken Türkiye ayağında konferans hazırlıkları yapılmaktadır.
COP31’in belirlenmesi sürecinde Avustralya, adaylıktan çekilerek “Müzakereler Başkanı” rolünü üstlenmiştir. Türkiye ve Avustralya ortaklığıyla yapılacak COP31’de hedeflenen şey: iklim finansmanı taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı somut bir “Uygulama COP’u” hâline getirilmesi hedeflenmektedir. Elektrifikasyonun 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketimindeki payının %35’e çıkarılması hedeflenmektedir.
COP31 düzenleyicileri bundan öncekiler gibi; “fikirlerin, politikaların ve teknolojilerin Paris Anlaşması’nın hedeflerini ilerletmek ve küresel ısınmayı sınırlamak ile iklim direncini güçlendirmeye yönelik kolektif çabaları hızlandırmak için bir araya geldiği küresel bir platform olacağını” ileri sürmektedir.
BM bünyesindeki “Taraflar Konferansının” ilki 1995 yılında Almanya’nın Berlin kentinde (COP1) olarak toplanmış, aradan geçen 31 yılda katledilen yolda hedeflenen küresel ısınma 1,5 derecede tutulması gerçekleşmemiştir. Küresel ısınma Şubat 2023- Ocak 2024 dönemiyle tüm bir yılı kapsayacak şekilde 1,5°C eşiğini aştı; 1,5 derecede tutma hedefi ıskalandı.
Aslında taraflar belli. Bir taraftan dünyayı kirleten esas 15 ülke (içinde Türkiye de var); diğer tarafta bu küresel ısınmanın sonucunu yaşanmakta olan iklim krizinin yükünü çeken ülkeler. Çok basit bir deyim ile kirleten zenginler, eziyetin yükünü çeken işçi sınıfı ve halklar.
Kısa süre önce, 26 Ağustos 2026’da Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi sınır hattında, Langtang Milli Parkı ve Rasuwa bölgesinde Himalayalar’da küresel ısınma nedeniyle yaşanan buzul çökmesi, son yılların ölümcül çevre felaketlerinden birini yaşattı. Küresel ısınmanın etkisiyle yaklaşık 5.200 metre yükseklikte devasa büyüklükteki kaya ve buzul kütlesi vadileri yutan sel ve çamura dönüştü. Bu felaket, binlerce insanın ölümüne, binlercesinin yaralanmasına yol açmanın ötesinde, milyarlarca dolarlık ekonomik kayba da neden oldu. “Himalaya Tsunamisi” olarak adlandırılan bu felaketin mali yükü 4-5 milyar dolardır. 2025 yılı rakamlarına göre kişi başına millî gelirin 1.233 ABD doları olduğu Nepal’de bu yıkım büyük bir çevre felaketi olarak kayıtlara geçti. Nepal Başbakanı Balendra Shah ve hükümet yetkilileri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na konuyu taşıyarak ABD, Çin ve Hindistan gibi dünyanın en büyük karbon salınımı yapan (en fazla kirleten) ülkelerinden doğrudan “İklim Tazminatı” talep etti. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) raporlarına göre, dünya genelinde buzulların yok olması ve tatlı su kaynaklarının azalmasının küresel ekonomiye uzun vadede 4 trilyon dolar civarında devasa bir mali yük getireceği tahmin edilmektedir.
Himalaya’dakine benzer risk diğer yüksek dağlık bölgeler; And Dağları, Alpler vb. için de söz konusudur.
Fosil yakıt şirketleri anda COP (taraflar konferansı) “zirvelerinde” ipleri ele geçirmiş durumdadır.
COP26 Glaskow’da dillendirilen “fosil yakıtları terk etme” söylemleri Belém COP30’da gündeme bile gelmemiş, bizde yapılacak Antalya COP31’de gündeme bile alınmamıştır. Enerji üretiminin nereden sağlandığı sorusu es geçilmektedir.
COP31 Gündeminde ne var? Program Takviminde nelere yer verilmiştir?
| 9 Kasım 2026: Gıda, tarım ve sağlık
İklim değişikliğinin gıda güvenliği, tarımsal üretim ve halk sağlığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Su verimliliği, sürdürülebilir gıda sistemleri ve iklim ile sağlık ilişkisi öne çıkan başlıklar arasında yer alacak. 10 Kasım 2026: Enerji ve ulaşım Enerji güvenliği, elektrifikasyon, şebeke altyapısı, enerji verimliliği ve sürdürülebilir ulaşım çözümleri masaya yatırılacak. 11 Kasım 2026: Sıfır atık ve Liderler Zirvesi (1. gün) Döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği, metan emisyonlarının azaltılması ve sıfır atık uygulamaları gündemin merkezinde olacak. Aynı gün Dünya Liderleri İklim Eylemi Zirvesi de başlayacak. 12 Kasım 2026: Dirençli şehirler ve yapılı çevre- Liderler Zirvesi (2. gün) İklim dirençli kentler, afet risk yönetimi, akıllı şehirler, sürdürülebilir altyapılar ve doğa temelli çözümler değerlendirilecek. 13 Kasım 2026: Finans ve ticaret Yeşil dönüşümün finansmanı, sürdürülebilir yatırımlar, karbon piyasaları ve iklim odaklı ticaret mekanizmaları ele alınacak. 14 Kasım 2026: Çocuklar, gençler, eğitim ve yetkinlikler İklim okuryazarlığı, yeşil beceriler, iş gücü dönüşümü ve yaşam boyu öğrenme konuları öne çıkacak. 15 Kasım 2026: Antalya’da Bir Nefes Sosyal ve kültürel programlara ayrılan bugün, COP31 katılımcıları arasında etkileşim ve farkındalık oluşturmaya odaklanacak. 16 Kasım 2026: Bilim, sanayi ve teknoloji Yeşil sanayileşme, yapay zekâ, dijitalleşme, düşük karbonlu üretim ve inovasyon çözümleri değerlendirilecek. 17 Kasım 2026: Okyanuslar, denizler, doğa ve arazi kullanımı Biyoçeşitlilik, ekosistem restorasyonu, mavi ekonomi ve Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerji bu günün temel gündem maddeleri arasında yer alacak. 18 Kasım 2026: İnsan ve sosyal kalkınma Adil geçiş, istihdam, kültürel miras, kadınların güçlendirilmesi ve kırılgan grupların iklim politikalarına entegrasyonu tartışılacak. 19 Kasım 2026: İmece- uygulamanın güçlendirilmesi Kurumsal kapasite geliştirme, yatırım projeleri ve finansmana erişim imkanları çerçevesinde uygulama mekanizmaları değerlendirilecek. 20 Kasım 2026: Nihai müzakereler Konferansın son gününde ise taraflar arasında yürütülen müzakerelerin tamamlanması ve sonuç kararlarının şekillendirilmesi hedefleniyor. (https://cop.sifiratikvakfi.org/ https://www.ey.com/tr_tr/insights/sustainability/cop-31-tematik-gun-programi-aciklandi Resmi İnternet Sitesinden)
|
Yukarda aktardığımız program temelinde yapılacak COP31 (Taraflar Konferansında) fosil yakıtlardan vazgeçme bir yana, fosil yakıtların açtığı beladan tek kelime bile söz edilmiyor.
Aslında T.C.’nin derdi COP31’den elde edilecek bir diplomasi başarısıdır. COP31 vesilesiyle yapılan turizm reklamı ve elde edilecek gelirlerdir. Dert, küresel ısınmanın 1,5 derecede tutulması (zaten tutulamadı) için çabalara katkı değildir. Öyle bir derdi-kaygısı olsa fosil yakıtlardan nasıl vaz geçileceği yönünde atılması gereken adımları programa alırlardı.
New York’ta duyurulan ve COP31’de de bahsi geçen, küresel ölçekte 2035 yılına kadar yüzde 35’lik elektrifikasyon hedefine nasıl ulaşılacağı sorusu havada duruyor. Sorun, tüm enerji tüketim alanlarında 2035’e kadar enerji kullanımının küresel olarak elektrikten elde edilmesi hedeflenmiştir. Bu, yenilenebilir enerji kullanımı olarak anlaşılmamalıdır. Küresel ekonomide doğrudan fosil yakıt (petrol, gaz, kömür) kullanımı yerine fabrikaların, araçların ve binaların doğrudan elektrikle çalışmasını (elektrifikasyonu) sağlama hedeflense de bu elektriğin nerden sağlanacağı sorusuna cevap vermiyor. Ember ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporlarına göre, günümüzde küresel ölçekte üretilen elektriğin yaklaşık %57’si fosil yakıtlardan, yaklaşık %34’ü ise yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmaktadır. Geriye kalan bölüm ise daha da belalısı olan nükleer enerjiden karşılanmaktadır.
Bir elektrikli otomobilin fosil yakıt yerine elektrikle çalışması ilk bakışta çevreye duyarlı bir ulaşım biçimi gibi görünse de, kullanılan elektriğin nereden ve nasıl üretildiği sorusunu göz ardı ederseniz hem kendinizi hem de toplumu yanıltırsınız. Burjuva hükümetler, T.C. hükümeti de dâhil olmak üzere, toplumu bu konuda yanıltmaktadır. Otomobilin kullanıldığı yerde ortaya çıkan “temiz enerji” görüntüsü, o enerjinin üretildiği yerdeki kirlilik gerçeğini değiştirmez.
COP31 Ev Sahibinin Gerçeği
Türkiye’de AKP/MHP hükümetinin COP31 reklamlarında yaptıklarına bakarsanız, sanki gerçek çevre dostu bir görünüm ile karşılaşırsınız. (bkz. https://cop31.tr/tr )
Resmi COP31 sitesinde yer alan süslü laflar bizleri yanıltmasın. “Göbeklitepe’den Küresel Net Sıfır Emisyon Hedefine” varmak öyle kolay değil! “Net sıfır emisyon” demek emisyona neden olan alt yapıyı sorgulamak, değiştirmek demektir. Fosilden söz etmek yetmez; fosil yakıtlardan vazgeçmeden “sıfır”a ulaşmak mümkün mü? Elbette hayır. Bu nedenle, birileri “sıfır” emisyon hedefinden söz ediyor, ancak fosil yakıtlardan vazgeçmeyi programına almıyorsa, iki yüzlü davranıyor demektir. Öte taraftan, T.C. Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde oldukça iddialı bir biçimde ortaya konulan “Sıfır Atık” konusunda da söylemler gerçekleri yansıtmıyor.
COP31 ev sahibinin yönetenleri bugüne kadar enerji kaynakları konusundaki tavrı ne petrol ne doğal gaz ne de kömür kullanımından vazgeçme değiller. Bunun vazgeçme niyetinde olan vazgeçmenin planını koyar ve o yönde hareket eder. Bugün %60’ı ithal edilen kömürden enerji elde etmeyi, yönetenlerin öncelikle bundan vazgeçme gündemlerinin olmasını talep etmek, her vatandaşın olduğu gibi bizim de hakkımızdır. Bunun için de diyoruz ki; büyük iddialarda bulunmak yerine, çevre konusunda önce kendi evinden başla! Kendi evinin kirliğini giderme önceliğin olsun! Akbelen’de ormanını savunanlara bir avuç kapitalistin daha fazla kâr etmesi ve bir avuç daha fazla kömür için ormanları peşkeş çekmekten, zeytinlikleri kamulaştırmadan vazgeç ki biraz inandırıcılığın olsun!
Sonuç olarak söyleyebiliriz ki; COP31’in kaderi de öncekilerden farklı olmayacak. Zirve diğer zirveler gibi “ZIRVA”nın ötesine geçmeyecektir.
Gezegenin kurtuluşu ilk etapta fosil yakıtlardan vazgeçmeyi gerektirir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının (su-güneş ve rüzgâr) kontrolü de kapitalist sermayenin elindedir. Fosilden vazgeçme, sermayenin çıkarlarına bağlı olduğu sürece doğa tahribatı sürecektir.
COP31 vb. konferanslar diplomasi gösterilerinin ötesine geçmeyecektir. COP31’de de esas kirleticiler belirleyici rol oynayacak, emperyalizme bağımlı ülkeler sadaka dilenecek, dünya halkları küresel iklim krizinin yükünü çekenler olarak sistem devam edecek. Elbette bu sistem sonsuza kadar böyle devam edemez. Böyle gelmiş böyle gidemez!
SUYUNA TOPRAĞINA HAVANA SAHİP ÇIKMAK İSTİYOR VE DOĞANIN DENGESİNİN DAHA FAZLA BOZULMASINI İSTEMİYORSAN, ÖRGÜTLÜ BAŞKALDIR! DOĞA İLE UYUM İÇİNDE YAŞAMAYI HEDEFLEYEN TOPLUM İÇİN (SOSYALİZM) MÜCADELE ET!
01.10.2026



































































